Nerden çıktı bu miskinlik olayı demeyin, hepimizin içinde var ama yaşamakta zorlanırız çoğu zaman:) bugün yaşamayı başardığım ender zamanlardan biridir:) dünü ve bugünü bana yaşatan Lady Dulsinea ise..... muhteşemdi her zamanki gibi..... teşekkürler Dulsinea:) evet, Dulsinea sayesinde miskinliğin nasıl "keyif"e ve "dinlence"ye dönüştüğünü öğrendim ama itiraf etmeliyim ki bendeki miskinlik potansiyeli de ciddi boyuttaymış:)
Cumartesi epey geç bi saatte güne başladıktan sonra, keyifli bir sohbet eşliğinde, akşam yemeği için yapılan ve tüketilen!! spagetti gerçekten nefisti. Rendelenmiş rokfor ve ceviz eşliğinde spagettiye doyum olmadı. Tabii ki yanında kırmızı şarabımız eksik olamazdı. Ardından şömine önünde devam eden kırmızı şarap faslı ile miskinlik olayı başlamış oldu. Pazar sabahı 09.00 civarı bizi şömine önünden ayıran etken kahvaltıydı, simit ve çavdarlı ekmek ile peynir çeşitleri ve zeytinyağlı kekikli domates ve tabii ki çay. Kahvaltı biter bitmez hemen şömine önündeki yerimizi aldık, akşama kadar, tüm aktivite şömine önünde, yerde, biraz yatarak biraz oturarak ama şömine önünden ayrılmadan geçti. Gazete kitap derken hafif bir öğlen uykusu olayı tamamladı. Uykudan sonra nefis bir kahve eşliğinde tatlılara geçtik. Pudra şekerli ve içi reçelli adını hatırlamadığım harika bişey yedim. Ayrıca ekler ve üstü çikolata kaplı bişeyler daha yedik. Ve miskinliğin doruğa ulaştığı noktaya geldiğimizi, birer kadeh kırmızı ile yakılan cigarlar sayesinde anladık:) Atlamışım, arada bi yerde -yerimizden kalkmadan ama- kucakta notebook kısa süreli bi internet surfing olayı da oldu. Hiçbir şekilde TV açmadık haftasonu boyunca. Bu arada belirtmem gerekir ki, beni yerimden arada bir kaldıran tek etken şömineye odun atmaktı. Gerçekten dinlendiğimi hissettiğim ender zamanlardan biriydi bu haftasonu.
Tekrar teşekkürler Dulsinea:)
Dulsinea da çok keyif almıştır bence :)
YanıtlaSil